ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaş üçüncü haftasına girdi. Öncelikle, İsrail ordusu, İran’a yönelik en az üç haftalık operasyonel planların hazır olduğunu duyurdu. Bu durum, bölgedeki askeri dengeleri değiştirme potansiyeline sahip.
İsrail, bu süreçte 110 binden fazla yedek askeri göreve çağırdı. Bu, ülkenin askeri hazırlıklarının ne denli ciddi olduğunu gösteriyor. Saldırılar, Tahran, Şiraz ve Tebriz gibi stratejik noktalara yönelik gerçekleştirildi.
İran, bu hava saldırılarında beş kişinin hayatını kaybettiğini ve yedi kişinin yaralandığını bildirdi. Bu kayıplar, İran’ın iç güvenliğini tehdit eden bir durum olarak değerlendiriliyor.
Öte yandan, İran Devrim Muhafızları, Tel Aviv ve BAE’deki çeşitli hedeflere saldırılar düzenleyerek karşılık verdi. Bu karşı saldırılar, bölgedeki gerilimi daha da artırdı.
Hürmüz Boğazı, dünya petrol ve LNG ticaretinin yüzde 20’sinin geçtiği kritik bir nokta olarak öne çıkıyor. Bu nedenle, bölgedeki askeri hareketlilik, küresel enerji piyasalarını da etkileyebilir.
Brent ham petrolü fiyatı, bu gelişmelerin ardından yüzde birden fazla artışla 104,50 doların üzerine çıktı. Bu durum, enerji fiyatlarının yükselmesine neden olabilir ve dünya genelinde ekonomik etkiler yaratabilir.
Dubai Uluslararası Havalimanı, bir yakıt depolama tesisine düzenlenen İHA saldırısının ardından birkaç saatliğine uçuşlara kapatıldı. Bu olay, sivil havacılık üzerinde de olumsuz bir etki yarattı.
Nadav Şoşani, “Bu rejimi mümkün olduğunca zayıflatmak ve güvenlik yapılanmalarının tüm unsurlarını, tüm birimlerini çökertmek istiyoruz,” diyerek İsrail’in hedeflerini net bir şekilde ifade etti.
Sonuç olarak, İsrail ve İran arasındaki çatışmalar, bölgedeki güvenlik dinamiklerini değiştirmeye devam ediyor. Detaylar henüz doğrulanmamış olsa da, her iki tarafın da askeri hazırlıkları ve stratejik hamleleri dikkat çekiyor.