Kale Grubu Başkan Yardımcısı ve CIO'su Murat Erez Röportaj

Kale Grubu Başkan Yardımcısı ve CIO’su Murat Erez Röportaj


Bulut ile özel yaşamımızdaki farklı dijital teknolojileri kolayca deneyimleyip beğendiğimiz uygulamalarla devam etme kültürünü iş yaşamına taşımak istiyoruz.

1974 yılında İzmir’de doğdu. Henüz lisedeyken yazılım geliştirmeye başlayan Murat Erez, 1989-1992 yılları arasında emlak ofisleri, sürücü kursları ve elektrik mühendisliği proje yönetim uygulamaları geliştirdi. Üniversite öğrenimi sırasında 1994-1996 yıllarında İzmir İl ve İlçe Milli Eğitim Yazılımları Projesi’nde yazılım geliştirici olarak görev aldı

1996 yılında Ege Üniversitesi Bilgisayar Bilimleri ve Mühendisliği bölümünden mezun oldu. 1996-1998 yılları arasında Peugeot ve Bisan markalarının üretimini gerçekleştiren Bisan A.Ş.’de yazılım mühendisi olarak çalıştı.

1999 yılında Kale Grubu’na katılan Murat Erez, sırasıyla Kalekalıp firmasında Yazılım Geliştirme Şefi, KaleData’da Yazılım Geliştirme Müdürü ve Kale Holding’de İş Uygulamaları Direktörü ünvanlarıyla Kale Grubuna ait tüm iş uygulamalarının geliştirilmesinde rol aldı. Ardından Kale Grubu IT Bölüm Başkanlığı ile görevine devam eden Murat Erez şu anda Kale Grubu Başkan Yardımcılığı ve CIO olarak görev yapmaktadır.

1- Uzun yıllardır Türkiye’nin lider sanayi kuruluşlarından biri olan Kale Grubu’nda görevinize devam ettiğinizi biliyoruz. Bize  profesyonel yolculuğunuzda ne gibi gelişmeler oldu. Bunun hakkında biraz bilgi verebilir misiniz?

Her zaman çok meraklıydım. Çocukluğumda diğer arkadaşlarımın çekindiği en uzak mahallelere gidip gördüğüm farklı şeyleri anlatmayı severdim. Ortaokulda bilgisayarım yoktu ama Bilim Teknik dergisinde tek sayfa olarak yayınlanan BASIC kodlarını  defterime yazıp, üzerine neyi nasıl yaptıklarını not alarak programlamayı ögrendim. Lisede uygulamalar geliştirip satışını yapar, üniversite sırasında kamu kuruluşlarına proje üretir oldum.

Kale Grubu’na zamanın en yeni teknolojileri ile kendi ERP platformunu geliştirmek istedikleri için katıldım. O zamana kadar kişisel çabalarımla bir şeyler öğrenip yapmaya çalışırken 17 şirketin tüm iş uygulamalarını onlarca kişilik geliştirici takımımızla sıfırdan yazıp peşpeşe devreye almak çok farklı bir deneyimdi. 2005 yılında grubun bilişim şirketi KaleData kuruldu.  Grup dışına iş uygulamaları hizmeti vermeye başladık. 2011 yılında grup şirketlerinin özellikle temel süreçler dışındaki talepleri nedeniyle çok büyük iş yükleri çıkmaya başlayınca şirket Kale Holding bünyesine dahil oldu. 2016 yılı sonuna kadar -2. katta bulunan sistemler ve veritabanları üzerinde milyonlarca satır kod yazarak talepleri karşılamaya çalıştık. Çok şey denedik, çok fazla yanıldık ama çok da öğrendik   

2- Murat Bey, son 5 yıllık süreçte bulut pazarının gelişimini ve bugün geldiğiniz noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Son 5 yıl Kale Grubu’ndaki kırılma noktası diyebiliriz. 2017 yılında grubun IT Bölüm Başkanı olarak tüm birimlerden sorumlu hale geldim. İlk iş; grubun dijital ihtiyaçlarının teknoloji karşılıklarını içeren bir matris hazırlamak oldu. Kolonları Temel İş Uygulamaları, Müşteri Odaklı Sistemler, IoT, Mobil ve Sosyal Uygulamalar, satırları da ana kullanıcı grupları diyebileceğimiz Müşteri, İş Ortakları, Üst Yönetim, İş Yöneticileri ve Son Kullanıcılar idi. 25 hücrelik bu matriste her alanın ihtiyaçlarını ne kadar karşılayabiliyoruz değerlendirdik. Sonuç çok çarpıcı oldu. Bunca yıldır tüm resmin %10’luk bir kısmında dönüp durduğumuzu fark ettik. Diğer alanlarda kayda değer bir varlığımız yoktu. %10’luk kısım için bu kadar emek gerekli oluyorsa kalan alanlar için kendi kaynaklarımızla çözüm üretmek imkansızdı. 

Bu farkındalık komple bir dönüşüm stratejisinin başlangıcı oldu. Aldığımız ilk karar; iş uygulamalarını geliştirmek yerine güvenilir bir platforma taşımak ve elimizdeki tüm insan kaynağını etkin olmadığımız diğer alanlardaki yani kalan %90’ı oluşturan hizmetler için kullanmaktı. İkinci karar ise; her türlü yeni ihtiyaç için “önce bulut” çözümleri kullanmak, ardından eldeki mevcut sistemleri de buluta ve yönetilen hizmetlere taşımaktı. 

Bu amaçla durumumuzu ve dönüşüm programımızı üst yönetime sunup kendileri de dahil alışkanlıklardan gelen her türlü dirence karşı tam desteklerini alarak işe başladık. 

Bulut öncelik olduğu için şirketlerimizin network alt yapılarını yeniledik, veri hatlarımızın kapasitesini 10 kat arttırdık. Ofis uygulamalarını bulut dışında kullanımı mümkün olmayan bir platforma (G Suite) taşıdık. 20 yıl önce ilk satırını kendi yazdığım ERP platformumuzu yine kendi elimle kapatıp dünyanın en büyük Kurumsal Kaynak Planlama uygulamasına (SAP) geçiş yaptık. Bulut önceliğimiz olduğu için yine bulut dışında hizmeti olmayan bir platformda (salesforce) CRM projesini tamamladık. Takım ve Proje yönetimi uygulamalarımızı yine bulut çözümler olan ürünlere (Slack ve Asana) taşıdık. 

Endüstri 4.0 uygulaması olarak tek bir kampüste dünyanın en büyük seramik üretim kapasitesine sahip olan Kaleseramik şirketimizin makinelerini doğrudan buluta (machine2cloud) LTE ile bağlayan, sektörün hatta Türkiye’nin öncü MES ve IIoT projesini gerçekleştirdik.      

Kale Grubu’nun 65 yılda oluşturduğu Doğal Zekasını destekleyecek Yapay Zeka projeleri için yine en bilinen bulut platformları (Google, Azure) analitik ve makine ögrenmesi amaçlı kullanıyoruz. Entegre İş Planlaması bulut çözümü (SAP IBP) ile S&OP süreçleri, talep tahminleme, müşteriye söz verme ve sözümüzü yerine getirme amaçlı yaptığımız çalışmalarda kullanıyoruz. 

Kısaca; eskiden küçük ve az riskli işler için bile bulut çözümleri kullanmaktan çekinirken artık makineleri anlık izleyip üretime müdahale ettiğimiz en hayati sistemlerimiz bile bulut üzerinde koşuyor.

3-  Dijitalleşmenin büyük bir hızla arttığı bu dönemde Kale Grubu’nda farklı olarak neler göreceğiz? Çözümlerinizde dönüşümler ya da geliştirmeler oldu mu? Müşteri beklentilerinde değişimler gördünüz mü?

Elbette kabuğunuzu bir kez kırdınız mı tüm hayatınız değişiyor. 

Yapı ürünleri genelde bayi ağları, mimarlar ve ustalar üzerinden son tüketiciye ulaşır. Ancak değişen dünya koşulları her durumda müşteriye daha yakın olmayı, ürünlerinizi hizmetlerinizle destekleyip her zaman beğenilen ve hatırlanan bir marka olmayı  gerektiriyor. Bu amaçla bir yandan bayilerimizin müşterilerimizle olan ilişkilerini takip ettiğimiz bayi bilgi entegrasyon sistemleri kurarken diğer yandan ustalar ve mimarlar için topluluk yönetimi portalları oluşturduk. Ayrıca BiBoya platformu üzerinden eticaret ile son tüketiciye ulaşıyor, BiUsta ile yine son tüketici için çok zorlu bir süreç olan sertifikalı ve en iyi ustaları bulmalarına yardımcı oluyoruz. 

Satış sonrası müşteri memnuniyeti ise her zaman Kale Grubu’nun öne çıktığı konulardan biridir. Burada kurduğumuz bulut üzerindeki platform Türkiye’nin her noktasındaki servislerimizin tam entegre şekilde müşteri ihtiyaçlarına hizmet vermesi, sahadaki personele en detaylı ürün teknik bilgilerini sağlaması amacı ile kuruldu. Hatta sahadaki bilgileri doğrudan kalite birimlerine iletip ürün gelişimi, sevkiyat ve sahada uygulama aşamalarının iyileştirilmesi için de kullanılan temel bir bilgi kaynağı haline geldi. 

Şu anda da yine bulut üzerinde müşteri bilgi platformları (CDP), pazarlama ve sosyal medya angajmanı amaçlı sistemlerin projelendirmesi için çalışıyoruz. Müşterilerimizin kendi banyolarını tasarlayıp mağazalarımız üzerinden hayal ettikleri mekanlara ulaşmalarını sağladığımız KaleCore, bundan sonra bayilerimizin de katılımı ile oluşturulacak bir eticaret pazar yerinden komple bir çözüm olarak satın alınabilecek.

Müşterilerimize uzanan dijital varlıklarımız her geçen gün daha da çeşitlenecek.

4- Kale Grubu’nun; yapı malzemeleri, kimya, madencilik, nakliye gibi birçok alanda üretim sağladığını ve savunma sanayii ve havacılık sektörüne de çözümler sunduğunuzu biliyoruz. Pandemi süreci ve beraberinde havacılıkta meydana gelen durağanlık teknoloji yatırımlarınızı ve hizmetlerinizi etkiledi mi?

Pandemi tüm dünyanın normallerini değiştirdi. Uzunca bir süre yapı sektöründe insanlar yenileme projelerine girişmedi, inşaat işlerinde de duraklamalar oldu. Ama tam kapanma döneminden sonra bekleyen talepler gerçekleştiği için kayıplar telafi oldu. Biz de bu alanda önce frene sonra talep bir anda artınca gaza bastık projelerde.

Ama havacılık sektörü daha fazla sarsıldı. Bizim gibi havacılık için parça üreten firmalar da azalan miktarlar ve dar gövdeli uçaklara yönelimin getirdiği talep azalmasından etkilendik.

Ancak bu durum teknoloji projeleri için bir açıdan da fırsat oldu. Genel anlamda bütçelerimiz daralsa da daha önceden iş yoğunluğundan giremediğimiz regülatif ortamlar için bulut IoT projesi gibi ciddi emek gerektiren bazı işler yapabildik.

5- Önümüzdeki 3 yıl içerisinde bulut bilişim teknolojilerinde yer alan hangi servisin diğerlerine göre daha hızlı büyüyeceğini öngörüyorsunuz? Şirket olarak hızla büyüyen bu servislere yaptığınız yatırımlar nelerdir?

Yakın gelecekte FaaS (Function as a Service) çok geniş kapsamlı hizmet vermek zorunda olan tüm kurumların en çok yatırım yapacağı alan olacak gibi görünüyor. Biz de artık yaptığımız geliştirmelerde mikro servisler ve sunucusuz mimarileri kullanmaya çalışıyoruz. 

Ama önceliğimiz baştan beri SaaS (Software as a Service) oldu. Postmodern uygulamaları düne kadar konuşuyorduk şimdi tam olarak yaşıyoruz. Bu kadar farklı uygulamanın aralarındaki veri akışı için de bulut üzerindeki bir platformu (mulesoft) kullanmayı düşünüyoruz

6- Grup olarak buluta geçiş sürecinde herhangi bir zorlukla karşılaştınız mı? Sizce buluta geçişte ve bulut yönetiminde işletmelerin dikkate alması gereken temel hususlar nelerdir?  

Yaşadığımız zorlukların iki farklı boyutu oldu. Teknoloji kullanıcıları eski alışkanlıkları gereği kullandıkları cihazlar üzerinde bilgi tutuyorlar ve bunu pratik bir çalışma şekli olarak görüyorlardı. Aylarca dosya paylaşma yerine link paylaşmaları gerektiğini anlatmaya çalıştık. Daha sonra bulut uygulamaların özelleştirme açısından kısıtları bir dönemin şikayet konularının başında geldi. Ama bir yandan da tek bir dosya üzerinde herkesin çalışmasının ne kadar pratik olduğunu, versiyonlar arasında kaybolmadıklarını gördüler, diğer yandan her fonksiyonu en iyi icra eden ürünleri bir araya getirerek o kadar da özelleştirmeye gerek olmadığını, her isteklerini tek bir üründe gerçekleştirmek zorunda olmadıklarını fark ettiler. Konforlarını bozan değişimin faydalarını görünce ortam daha pozitif iklime büründü.

Teknoloji hizmeti veren bizler ise çok sayıda uygulama ve yeni mimari bileşen için çok derin bir öğrenme süreci yaşadık. Bazen istediğimiz seviyede destek bulamadık, bazen bu kadar ağır yükü kaldıramayan arkadaşlarımızı kaybettik. Bizim de bu kompleks ortam için bulduğumuz yöntem bazı sistemler ve geliştirme ihtiyaçları için “yönetilen hizmet” modeli oldu.

7- Çok dinamik ve teknolojik yeniliklere sürekli ayak uydurmanız gereken bir mesleğiniz var. Şimdiki konumunuzdan baktığınızda, mesleğinizle ilgili 20 yaşındaki Murat Erez’e tavsiye verme şansınız olsaydı ona neler söylemek isterdiniz?

20’li yaşlarımın üzerinden 30 yıla yakın zaman geçmiş. Onca yıllık tecrübemin konsantre edilmiş tavsiyesi; merakını kaybetme, oku ve araştır. Devamlı olmayanı ara, bulduğunda da karşına çıkacak zorluklar seni yolundan alıkoymasın. Her ne iş yapacaksan çok sayıda kişiye hitap etsin. İnsana ve çevreye her zaman saygılı ol.   

8- İşinizin yoğunluğu ve zorlukları muhtemelen çok fazladır. Tüm bunlardan arta kalan zamanınızda eğlenmek için neler yaparsınız?

İşinize eğlence kattığınız, severek yaptığınız zaman yoğunluk ve zorluklardan gelen stres azalıyor. Ben çocukluğumdaki araştırma ve gezip görme zevkini hala kaybetmedim. 

Gitmediğim bir şehre, anayolun dışındaki yollardan gitmek, gideceğim yerin dışında yolculuğun da keyfini çıkarmak en büyük zevkim. Yurt içinde de yurt dışında da çok fazla yer gördüm. Özellikle gittiğim yerlerdeki yaşam biçimini, kültürü ve mimariyi özenle gözlemlerim. Farklılıkların nasıl bir ahenk oluşturduğunu en iyi bu şekilde algılıyorum. Ayrıca şu ana kadar gittiğim her yeri bir harita uygulamasında işaretledim. Sonradan bu haritaya bakmak işaretli olmayan yerleri bulup yeni rotalar planlamak hoşuma gidiyor.

Diğer tutkum da bilgim olmayan bir konuya denk geldiysem mutlaka okurum, araştırırım. Daha önce duymadığım tarihi bir olay, nasıl çalıştığını bilmediğim bir makine, finansal bir kavram ya da teknoloji hiç fark etmez. Ne olduğunu öğrenmeden yatsam uyuyamam.

9- Bu röportajı okuyacak olanların, hakkınızda bizim sormadığımız neyi bilmesini istersiniz? 

Üniversite esnasında dağcılığa merak sarmıştım. Bir kulübe katılıp İzmir’in dağlarındaki çiceklerin çoğunu da görmüştüm. 

Üniversiteden sonra ise ralli pilotu olmaya karar vermiştim. Hatta bu alanda eğitimlere ve bazı kupaların seçmelerine katılmıştım. 

Ancak ikisinden de annemin ve eşimin baskıları yüzünden vazgeçtim. Bu nedenle gençlere tutkularından vazgeçmemelerini öneriyorum ancak yine de aile her şeyden önce gelir.


0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.