Röportaj: IT Dijitalleştirmez, İş Birimi Dijitalleşir!

EnerjiSA Üretim Ali İnal Röportaj: IT Dijitalleştirmez, İş Birimi Dijitalleşir!

Bulut ortamların artık iyice ucuzlayan depolama maliyetlerini, istediğiniz performans/maliyet dengesine göre altyapıları, istediğiniz süreler kullanabildiğiniz işleme güçleri ile birleştirdiğinizde, gerçekten işin uzmanı ehil ellerin insanlar için çok değerli çıktılar elde edebileceğini dile getiren EnerjiSA Üretim’de Bilgi Teknolojileri ve Dijital İşlerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olan Ali İnal,  "Bir doktor daha kesin bir tanı koyabiliyor, bir siber güvenlik uzmanı milyonlarca farklı kaynaktan akan verileri korele ederek bir güvenlik deseni yakalayıp bir sonraki saldırıyı öngörebiliyor, bir endüstriyel kontrol sistemi uzmanı bakım planlamasını daha verimli ve uygun zamanda yapabiliyor." diyor.


Şu an Türkiye’nin en sevilen markalarından biri olan EnerjiSA Üretim’de Bilgi Teknolojileri ve Dijital İşlerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak görevine devam eden Ali İnal ile kişisel başarı yolculuğundan COVID-19’un sektörel etkilerine, bulut sektörünün gelişiminden EnerjiSa Üretim’in gelecek dönem stratejilerine kadar uzun soluklu bir sohbet gerçekleştirdik.

1- Bize profesyonel yolculuğunuzdan bahsedebilir misiniz? Kariyerinizde bugünkü noktaya gelmenizi sağlayan etkenler nelerdir?  

Profesyonel kariyerimin 22. yılı içerisindeyim. Üniversitenin ilk yılında üç kişi olarak yola çıktığımız bir yazılım evi ile profesyonel kariyerim başladı ve 12 yıl boyunca bu yapıda çalıştım. Kimi zaman büyüyen, kimi zaman küçülen bir iş hacmi/kadro ile yolculuğumuz devam etti ve 12 yılın sonunda, bazı düşünce farklılıkları sebebiyle ben ortaklıktan ayrıldım. Çok kısa bir süre sonra Johnson Controls firmasının IT bölümünde rol aldıktan sonra, 7 sene boyunca çalışacağım Atos’a geçtim. Atos dünyanın neredeyse her yerinde hizmet veren, yüz binden fazla çalışanı olan bir IT devi. Çözüm yönetimi alanında başladığım kariyerim yıllar içerisinde farklı yönetsel rol ve sorumlulukları da alarak ilerledi. En son Türkiye Orta Doğu ve Afrika bölgesinin teknik ön satış ve ihale yönetiminden sorumlu yönetici olarak görev yaparken yolum Enerjisa Üretim ile kesişti ve yaklaşık 3 yıldır Bilgi Teknolojileri ve Dijital İşlerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yapıyorum. 

2- Türkiye’nin en bilinen markalarından birinde, teknoloji yönetiminin başında olmak nasıl bir duygu? 

Enerjisa Üretim 21 farklı, görece dağınık farklı lokasyonlarda 5 farklı tipte elektrik enerjisi üreten ve ticaretini yapan Türkiye’deki lider özel sektör oyuncusu. Bilgi Teknolojileri departmanı da 21 farklı santral ve 2 merkez ofisin tamamında çalışan iş arkadaşlarımızın IT ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kurulan bir organizasyondu. Ancak bugün artık şirketin bir destek fonksiyonu değil ana amiral gemilerinden biri haline gelmiş durumda. 

Bugün yazılım geliştiren çevik ekipleri, iş-IT hizalanmasını sağlayan IT İş Ortaklarını, son kullanıcı deneyimini iyileştirmek üzere çalışan ve deneyim tasarımı yapan ekipleri, veri altyapılarını ve veri bilimini şirket içerisinde tutup sürükleyen ekipleri içinde barındıran, katma değeri çok yüksek ve şirketin dijital vizyonuna katkı sağlayan bir yapılanma halindeyiz.

Bu yapılanmada olmak, agile ekiplerle şirketin dijitalleşme yolculuğunda liderlik yapmak benim için çok heyecan verici ve keyifli.

3- Önümüzdeki 3 yılda hangi teknolojilerin işletmeler için vazgeçilmez olacağını düşünüyorsunuz? Sizce bu teknolojiler geleceğin BT liderleri için gerekli yetenek profilini nasıl değiştirecek?

Her zaman söylediğim bir söz vardır “IT dijitalleştirmez, iş birimi dijitalleşir”. Bu bakış açısıyla, dijitalleşmenin katalizörü, yol göstereni, zemin hazırlayıcısı ve teknoloji gerektiren kısımlarında ifa edicisi olan bir IT organizasyonu olmak durumunda. Bunu başarmak için de organizasyonların çevik yapılanmada olması çok önemli.

İş birimleri ile paralel hazırlanan “dijital yolculuk haritaları”nın, teknolojik uygulayıcısı IT ekipleri oluyor. Ürün çevik ekiplerinin Scrum ve Kanban metodolojilerini kullanarak geliştirdikleri yazılım ürünleri, şirketlerin dijitalleşmesini sağlıyor ve veriye dayalı karar vermeyi gerçek noktaya taşıyor. Bu konuların öneminin ve yayılımının kısa vadede hızlanacağını düşünüyorum.

Ayrıca IT ekiplerinin erişilebilir olmaları ve hızlı çalışabilmeleri çok önemli, bu noktada çevik yapılanmaları kullanıyoruz. Veri ekipleri; her alanda ve her adımında veriye dayalı karar verme pratiklerini oluşturmak, teknolojik altyapısını sağlamak ve kültürü yaymak üzere çalışmalı. Yani artık teknik yeterlilik yanında kültür oluşturma noktasında da IT liderlerin ve ekiplerine büyük iş düşüyor. Atılan her adımı şirket stratejileri, değer noktaları ve bir amaçla eşleştirme bakış açısı da yine IT ekiplerinde. 

Dolayısı ile bu ekiplerin hem çevik yapılanmaya uyumlu olmaları ve çok iyi anlamalarının yanında stratejik bakış açışı ile kurum hedeflerine yönelik kurum kültürünü oluşturma noktasında da ciddi efor sarf etmeleri gerekecek.

4-  Enerjisa Üretim olarak geleceğin teknolojilerine uyum sağlamak için hangi yatırımları gerçekleştiriyorsunuz?

“Geleceğin teknolojileri” tanımı, ülke, sektör, zaman vb. birçok kavrama göre farklılık gösterebilir. Bu yüzden tek bir teknoloji veya teknoloji setinden söz etmek çok fazla mümkün değil. Bununla beraber, bulut teknolojiler ve siber güvenlik altyapıları gibi aslında hangi sektörde olursanız olun, hangi ülke veya hangi teknoloji zamanını deneyimlerseniz deneyimleyin bütün teknolojilere baz olacak temel teknolojileri burada sayarak genel bir ilgi alanı yakalayabiliriz görüşündeyim. Elbette Enerjisa Üretim, son 3 yıldır yaptığı yatırımlarda bulut teknolojilere ve siber güvenliğe çok ciddi yatırımlar yaptı. Hemen genel hem sektörümüze özel regülasyonların izin verdiği sınırların sonuna kadar bütün bulut platformları kullandık ve kullanmaya devam ediyoruz. Bu yatırımlarımızı sadece işlemci gücü anlamında değil, veri bilimi, siber güvenlik, uygulama geliştirme gibi birçok alanda da kullanmaya devam ediyoruz. 

5-  Pandemi sürecinde çok hassas günlerden geçtiğinizi tahmin ediyoruz. Bu süreç yönetim anlayışınızda 2021’de neleri değiştirdi, 2022 planlamalarınıza nasıl yansıdı?

Tüm dünyayı olduğu gibi ülkemizi de etkisi altına alan pandemi süreci, Enerjisa Üretim olarak yaptığımız işin ne kadar önemli ve hayati olduğunu bizlere bir kez daha gösterdi. Aldığımız nefes kadar önemli olan elektrik üretiminin kesintisiz bir şekilde devamlılığını sağlamak adına tüm Enerjisa Üretim ekipleri olarak gecemizi gündüzümüze katarak büyük bir özveri ile çalıştık ve çalışmaya devam ediyoruz. Çalışan sağlığı, bizim için pandemi sürecinden bağımsız olarak her zaman en önemli önceliğimiz. Bu dönemde de koronavirüs için aldığımız farklı ve yeni önlemler ile süreci ilk günden bu yana başarılı bir şekilde yönettik. Yaşama saygı duyarak daha güzel bir gelecek için enerji üretme misyonumuz ile Pandemi süresince çalışanlarımızın sağlığı ile birlikte bir başka önemli konu enerji üretiminin sürekliliği oldu. 

Pandemi sürecinin başından bu yana merkez ofislerinde uzaktan çalışma modelini uyguladık. Güçlü dijital altyapımız sayesinde koronavirüs karantina sürecini uzaktan çalışma konusunda sorunsuz ve kesintisiz bir şekilde sürdürebildik. Şu anda da hibrit çalışma sistemimizi sürdürüyoruz. Uzaktan çalışma sebebi ile dengesizleşen iş ve sosyal hayat balansını sağlayacak, çalışanlarımıza daha çok kendilerine ait zaman yaratacak ve aynı zamanda çalışma saatlerini daha verimli kılacak teknolojiler üzerinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. İnsan odaklı çalışmalarımıza hız kesmeden devam edeceğiz. 

Pandeminin en başında santrallerde birbirinden izole çalışan ekipler oluşturduk. Her ekip ve rol için kriz yönetimi, senaryo çalışması ve yedekleme planı çalıştık. Gerçekleştirdiğimiz şüpheli vaka tatbikatları ile olası bir pozitif vaka olması halinde aksiyon planlarımızı belirledik. Santraldeki çalışma alanları, yemekhane ve sosyal tesisleri pandemi koşullarına uygun hale getirdik. Santrallerimizi çalışır durumda veya emre amade tutmak için birçok personel özveriyle daha uzun mesailerle çalıştı. Santrallerde yeni yaşam alanları oluşturduk. Daha önce hayata geçirdiğimiz ve halen devam etmekte olduğumuz sosyal alan ve spor tesisleri yatırımlarımız yaşam kalitemize yardım etti. Riskli bölgelerdeki santralleri izole ettik ve çalışanlar için yoğun güvenlik önlemleri aldık; dış dünya ile temasımızı sınırlandırdık. 

Santrallerimizde ve genel müdürlükte yeni normalleşme süreci, devletin aldığı kararlar doğrultusunda alınan önlemlerle birlikte şekillenmeye devam ediyor. Genel müdürlük çalışanlarımız, alınan tedbirlere uymak şartı ile yeni düzenlemelerle dönüşümlü olarak ofislere dönüyor. Saha çalışanlarımız ise yeni düzenlemelerle normalleşme sürecine geçiş yapıyor. Hiçbir zaman eski düzenimize dönmeyi düşünmemekle birlikte anlık olarak hızlı bir şekilde kararlar alarak daha çevik bir yapılanmayla çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz.

6- Bulut bilişim büyük fırsatlar getiriyor.  Enerjisa Üretim bulut teknolojilerini nasıl kullanıyor ve hangi stratejileri izliyor?

Bulut bilişim Enerjisa Üretim’in dijitalleşme yolculuğunda çok önemli bir yer alıyor. Bundan 3 yıl önce başlayan süreç içerisinde atılan bütün adımlar, genel ve sektör regülasyonlarına uyumu hep ana gereklilik olarak tutarak, bunlarla çelişmeyecek her türlü adımı bulut ortamlarda atmak üzere kurgulandı. 

İlk önce hedefimiz iş sürekliliği anlamında kritik aksiyonları almak oldu. Tamamen kendi ekiplerimiz tarafından geliştirilen, işimizin bel kemiği olan amiral gemisi uygulamalarımız, tamamen bulut ortamların avantajlarını bire bir yaşayabileceğimiz cloud-native şekilde tekrar yazıldı. Peyderpey diğer uygulamalarımız da lift and shift yapılmaksızın dönüştürülerek bulut ortama taşındı. Artık yavaş yavaş altyapımızda dönüştürmeyi tercih etmediğimiz veya dönüştürmemizin mümkün olmadığı uygulamaları da lift and shift yöntemi ile bulut platformların IaaS altyapılarına emanet ediyoruz. 

Böylelikle yavaş yavaş regülasyonların el verdiği sınıra kadar geleneksel veri merkezi altyapımızı emekli etme yolunda emin adımlarla ilerliyoruz. Bu sayede, Enerjisa Üretim’in genel yaklaşımında olan çevreye saygıyı da bulut platformların buna uygun yapısı sayesinde yakalamış oluyoruz. 

Belki son olarak bulut platformların data tarafında bize sağladığı imkanlardan bahsetmek yerinde olur. Şirketimizde IT olduğu kadar iş birimleri ve bu işe özel çalışan analitik ekiplerinin de veriye ulaşma ve analiz etme ihtiyacı çok yoğun. Bulut platformlar üzerinde konumladığımız ortamları bir dataware house olarak konumluyor, bulut tabanlı analitik platformların özellikleri ile de son kullanıcıya ister BI raporlama araçları ister diğer ihtiyaçları olan analiz ortamlarında veriyi kullanmak üzere iletiyoruz. Son derece hızlı işleyen bu süreçlerle beraber hem şirketin dinamizmini arttırıyor hem de iş birimlerinin esnekliğini, kontrollü bir ortamla yönetebilmeye başlıyoruz.

7- Önümüzdeki 3 yıl içerisinde bulut bilişim teknolojilerinde yer alan hangi servisin diğerlerine göre daha hızlı büyüyeceğini öngörüyorsunuz?

Veri işleme, cybersecurity ve IoT uygulamaları, önümüzdeki dönemde diğer alanlara göre çok daha hızlı büyüyecek kanaatindeyim. Aslında bakarsanız cybersecurity ve IoT uygulamalarının da en temel seviyede ihtiyaçlarının yüksek kapasiteli ve hızlı veri işleme olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Yüksek kapasiteli veri işleme, analiz, entegrasyon kabiliyetlerini farklı yeteneklerle birleştirip, farklı faydalar sağlayacağımız yeni bir eraya doğru ilerliyoruz. Ben bugün çok net olarak B2B/B2C ayırmaksızın herkesin ihtiyacı olabilecek cybersecurity ve IoT uygulamalarını örnek verdim ama çok daha farklı örnekler verilebilir. 

Bu yüzden bu soruya tek bir cevap verilecek olsaydı bu veri bilimi olurdu diye düşünüyorum. Bulut ortamların artık iyice ucuzlayan depolama maliyetlerini, istediğiniz performans/maliyet dengesine göre altyapıları, istediğiniz süreler kullanabildiğiniz işleme güçleri ile birleştirdiğinizde gerçekten işin uzmanı ehil eller, insanlar için çok değerli çıktılar elde edebiliyor. Bir doktor daha kesin bir tanı koyabiliyor, bir siber güvenlik uzmanı milyonlarca farklı kaynaktan akan verileri korele ederek bir güvenlik deseni yakalayıp bir sonraki saldırıyı öngörebiliyor, bir endüstriyel kontrol sistemi uzmanı bakım planlamasını daha verimli ve uygun zamanda yapabiliyor.

8- Sizce buluta geçişte ve bulut yönetiminde işletmelerin dikkate alması gereken temel hususlar nelerdir?

Bulut platformlara geçiş, bir strateji olarak planlanmalı, taktik hareketlerle ele alınmamalıdır. Öncelikle kurum, ne amaçla bulut platformları kullanmak istediğine karar vermeli, bulunduğu sektördeki regülatif durumlara göre sınırlarını belirlemeli, buna bağlı olarak bir yol haritası çizmelidir.

Öncelikle public/private cloud kararı verilmesi gereken en temel karar olarak görülmektedir. Burada regülatif bir zorunluluk yoksa ve kurumun özel bir ihtiyacı mevcut değilse gerek maliyet, gerekse yönetilebilirlik anlamında public cloud kararı daha öne çıkmakta. Bu karar verildikten sonra, yine ihtiyaçlar göre bir hybrid/multi cloud analizi yapmak gerekli olabilir. Bu kararların ardından ihtiyaçlara göre ana yüklenici seçimi yolculuğun aslında başlangıcını oluşturuyor.

Bundan sonrasında ise taşınma stratejileri, cloud-native migrasyonlar, lift and shift süreçler, on-prem/hybrid bırakılacak platformlar, SaaS consume edilecek hizmetler ve bunların entegrasyonları gibi birçok konu adım adım değerlendirilmeli, planlanmalı ve yolculuğa bu şekilde çıkılmalı. Elbette bütün detayları en baştan planlamanın günümüz dünyasında mümkün olmadığını hepimiz biliyoruz. Bununla beraber ana duruş, karar noktaları ve konsept olarak ne noktada olduğumuzu biliyor olmalı ve zamanı geldiğini altını doldurarak ilerleyebilecek seviyede stabil karar alabiliyor olmamız bir gereklilik. 

Buluta taşınma yolculuğunu, fiziksel veri merkezinizi lift and shif ile IaaS ortamlarla değiştirmek olarak görmek yapılabilecek en büyük hatalardan biri. Zaten son tahlilde bu durumda hem taşınma hem işletme maliyetlerinizde bir avantaj veya performansınızda bir iyileşme yaşamayacağınız için yaptığınız yatırımı herkesten önce kendiniz sorgular hale gelebilirsiniz.

9- 20 yaşındaki Ali İnal’a tavsiye verme şansınız olsaydı ona neler söylemek isterdiniz?

Belki bir tavsiye derinliğinde olmayabilir ancak bu alana yönelmek isteyen bütün arkadaşlarıma da katkı sağlamak adına 20 yaşında kariyerimle ilgili kalbimi dinlemek için kendimi daha çok cesaretlendiririm ve hiç şüphe duymam. Herkese de kendilerini dinlemelerini ve bu işten keyif alıp almadıklarını anlamalarını öneririm. Severek yaptığınız bir işe sahip olmak, üniversite sınavı sonrası yaptığınız tercihle, okuduğunuz üniversiteyle veya para kazanmak için ifa ettiğiniz bir yetkinlikle olmuyor. Keyif aldığınız işi yaparak oluyor. Ben 4 yıl üniversitede dersini okuduğum mesleği yapmıyorum şu an. Yapmayacağımı da biliyordum. Benim sevdiğim işi yapabilmek için mühendislik formasyonuna ihtiyacım vardı, onu aldım. Üniversite hayatım boyunca da kendi sevdiğim işi yapmak üzere temeller attım. Bunu da kendi imkanlarımla yaptım. Bazı zorlukları kabullenerek yaptım. Çünkü her mesleğin kendi içerisinde olduğu gibi, IT’nin de zorlukları var. Ve yine her meslekte olduğu gibi, sevmediğiniz bir işi yapıyorsanız o zorlukların üstesinden gelecek enerjiniz olmuyor. Bir yazılımcı gece uykusundayken bile yataktan bir anda kalkıp, günlerdir çözemediği bir sorunu çözebilir. Bunu aslında zorunluluktan yapmaz, keyif aldığı için yapar. Veya BT’nin altyapı tarafında çalışan bir arkadaşım, bir veri merkezinin soğuğunda bütün gecesini üşümeden geçirebilir. Bundan keyif alır, yaptığıyla, ortaya çıkardığıyla gurur duyar.

Bu yüzden tek bir tavsiye; ne yapmaktan keyif aldığımı anlamak için kendimi dinlemeye daha fazla vakit ayırmak olurdu.

10- Sizi en çok etkileyen ve insanların da ilham alacağını düşündüğünüz bir film önerisinde bulunur musunuz?

Uzun yıllardır Geleceğe Dönüş serisinin bende yeri çok ayrı olmuştur. Bilim kurgu filmlerini sevmemin, filmdeki metaforların çok yerli yerinde kullanılmasının ve verdiği ince mesajların çok anlamlı olduğunu düşünüyorum. Yıllar sonra bile ilk günkü keyifle hala seyrederim. Yıllar sonra ise farklı bir boyutta benzer bir keyfi Interstellar’da buldum. Quantum kaidelerini, bilim ile kurguyu güzel bağlayarak anlatan bir film. Ama unutmamak lazım sonuçta bir Hollywood filmi, bilimsel bir belgesel değil.

11- İşinizin yoğunluğu ve zorlukları muhtemelen çok fazladır. Tüm bunlardan arta kalan zamanınızda eğlenmek için neler yaparsınız?

Eşimle ve çocuklarımla olabildiğince zaman geçirmek benim enerjimi çok yükseltiyor. Keyif aldığım diğer unsurların içerisine olabildiğince onları da katmaya çalışıyorum. Böylelikle birlikte eğlenerek çok daha mutlu zaman geçiriyor, enerjimizi artırabiliyoruz. Spor etkinliklerini seyretmeyi çok severim, Formula 1 ve tenis başta olmak üzere birçok spor türünden keyif alırım. Artık büyük oğlumla beraber bunları seyredebilmenin keyfini yaşıyorum. Uzun yıllardır bir Lego-severim. Yine çocuklarımla onların yaşlarına uygun Lego blokları ile zaman geçirebiliyorum. Eşim de IT’ci olduğu için beraber olduğumuz zamanları olabildiğince teknolojiden uzak geçirmeye gayret gösteriyoruz.

12- Sizi çok etkileyen ve hayran olduğunuz bir isim verebilir misiniz? Neden bu isim?

Uzunca bir süredir sürekli takibimde olan bir isim olarak Guy Kawasaki’yi söyleyebilirim. Kawasaki’nin Apple’ın da içinde bulunduğu özgeçmişi bazı mesajlar verse de sürekli gösterdiği girişimci ve ilham veren ruhu beni çok etkiliyor. Kaç tane kitabını okuduğumu, kaç podcastini dinlediğimi hatırlamasam da her okuduğum/dinlediğim çıktısından farklı bir ilhamla ayrılabiliyorum. Okuyuculara da kendisini takip etmelerini tavsiye ediyorum.

13- Bu röportajı okuyacak olanların, hakkınızda bizim sormadığımız neyi bilmesini istersiniz? 

Çok farklı alanlarda birçok konuya değindik. Belki birkaç cümle özel ilgili alanım olan “sürdürülebilirlik” başlığından gelebilir. Bu konuyu aslında belki en başta konuşuyor olmalıyız ve hiçbirimizin aklından çıkmıyor olmalı. Sürdürülebilirlik için çokça kullanılan bir tanımı ben çok beğeniyorum. Yaptığımız herhangi bir çalışma “bugünün ihtiyaçlarını, gelecek nesillerin kendi ihtiyaçlarını karşılama yeteneğinden ödün vermeden karşılıyorsa” sürdürülebilirdir. Dünyanın içinde bulunduğu şartları değerlendirdiğimizde, attığımız her adımı bu basit sürdürülebilirlik tanımı süzgecinden geçirerek atarsak aslında bireysel farkındalık ve destekle sürece başlamış oluyoruz. Her ne kadar içerisindeki en önemli konu olsa da sürdürülebilirliği sadece çevresel bir konu olarak görmemeli, ele alacağımız, atacağımız her adıma bilinç olarak yedirmeliyiz. Çocuklarımıza mutlu ve keyifli bir dünya bırakabilmeyi diliyorum.


0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.